30 Mart 2016 Çarşamba

Sabah Dersleri

Dersteyim, akşamüstü güneşi vuruyor sınıfa. Yeterince uyumuş olmama rağmen üzerimde bir yorgunluk var. Öğleden sonra başlayan dersleri sevmiyorum, sabah dersim olmasa bile bir bitkinlik yaratıyor üzerimde. Ne anlatılanı anlayabiliyorum, ne de yerimde durabiliyorum. Yine sığamıyorum sandalyeme. Oysa dün ne güzeldi, sabah 9 da başlayan dersim erken kalkmama rağmen daha verimli geçti. Zorlanarak uyandım fakat daha sonra erken kalkmanın verdiği mutluluk içimi kapladı. Hazırlanırken radyoyu açtım, şarkılara eşlik etmeye başladım. Bütün enerjimi topladım ve birkaç dakika daha erken çıktım evden. Okula gittiğimde henüz sınıfa kimse gelmemişti. Kendime bir kahve aldım, her gün mutlaka bir bardak kahve içerim. Kahvenin kokusu bile yeter insanı canlandırmaya, insanın içini mutluluk kaplar ve daha şevkle yapmaya başlar işini. Bende de öyle oldu. Erken kalkmanın verdiği mutluluğa kahvenin verdiği mutluluk eklendi. Dersi dikkatle dinledim, notlarımı aldım ve dikkatim dağılmadan dolayısıyla içim huzursuz olmadan bitirdim günü. Fakat bugün öyle değil, önümde defterim, elimde kalemim olmasına rağmen yorgunluğum "Dersi dinleme!" dercesine varlığını sürekli hatırlatıyor. İlk on dakika pür dikkat kesiliyorsam, diğer on dakika mutlaka düşüncelere dalıyorum. Dersi sevmeme rağmen ben odaklanmaya çalışırken koskoca 50 dakika geçmiş. Dinleyemediğim bu dersi telafi etmek için daha çok çaba sarf etmem gerekecek. Eve gitmek bile gözümde büyüyor, ayaklarımı sürüye sürüye yola koyuluyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder